Biraz Konuşalım mı?

Büyük umutlarla başlayan tüm hikayeler büyük hüsranla bitebilir. Bitiyor da.. Kimse neler olacağına dair fikir sahibi olmamakla beraber, her şey dosdoğru devam edeceği ve hiçbir şey olmayacağı konusunda kendini inandırmakta üstüne yoktur.

Hayat ve insanlar aynı terazinin tartısı gibidir. İkisinde aynı dengede ve sonuçtadır. Aralarında tek bir değişkenlik yoktur. Çünkü hayat, insanı kendine odak etmede başarı sahibi iken, insan da hayata aldanma konusunda ciddi bir başarı sahibidir. Ancak insan, hayal kırıklıklarına rağmen hayatla arasını iyi tutmak için, yine çeşitli aldanışlarla kendini kaptırırken, hayat ise insanı kendisine odak etme konusunda halen başarılı olmaktadır. Yani sonuçta her şey aynıdır. Değişen sadece yaşanan olaylardır.

Şimdi geriye dönüp baktığımızda, neler yaşadığımıza dair, acı ve tatlı olayların hizasında kendimizi tuttuğumuzda, bazımız pişmanlıklar ve keşkeler yaşarken, bazılarımız ise olanların ve olayların arkasında durup kendinden ve yaşadıklarından ödün vermemektedir. Aslında bu iki yaklaşım ve düşünce insanlığa aykırıdır.

Hayat hepimize çeşitli zamanlarda çeşitli sürprizler yapmaktadır. Bu bazen insan, bazen imkan ve bazen de olduğumuz yerde sağlamlık adına nedenlerdir. Bu nedenlerin içine baktığımızda, geleceğimize dair yaşayacaklarımız konusunda bazen bize ipuçları verebilmektedir. Önemli olan, insanın olduğu yerde kalmak yerine, yeni adımlar, yeni yollar ve yeni güzergahlar planlayarak ilerlemesi ve hayata karşı bir adım öne geçebilme arzusuna kapılmasıdır. Elbette hayat ve insanlar aynı terazinin tartısı gibidir. Ancak insan, terazinin bile bile ağır basan tarafı yerine, yere düşen tarafını seçmesi, olduğu yerde kalmaktan çok, yaşananların ve olanların etkisinde kalıp kurtulamamasının ve kendine yeni çözüm arayışları sunmamasının gayretsizliğinden kaynaklıdır.

Neler oldu bir bak! Kafanı sağa ve sola çevir. Etrafını izle. İnsanları dinleme! Kulak verme.. Sadece gözlemle ve tanı. Kendi bildiklerine şüphesiz ki inan, ama sana sunulan başka yıllar ve yollar varken, aynı yolun yolcusu ve aynı yıllarda kalmaktan vazgeç!

Kimisi toprağın altına girdi. Kimisi yarım kaldı. Kimisi mağdur oldu. Kimisi ağladı. Kimisi güldü. Kimisi yeniden doğru. Kimisi yaşamayı seçti. Kimisi bir binadan kendini boşluğa verdi. Kimisi bir hastanenin acil servisine kendini teslim etti. Kimisi hayata küstü. Kimisi hayatla barıştı. Kimisi yalnız kaldı. Kimisi kalabalıklaştı. Kimisi yeniden tattı. Kimisi yeniden tanıdı. Kimisi yazdı, çizdi ve söyledi. Kimisi haykırdı. Kimisi yalvardı. Kimisi öylece baktı. Ve kimisi de olduğu yerde kaldı..

Yaşadıklarının hepsi senin içindi. Bazen kendi tercihindi, bazende istemsizceydi..

Peki sen şuan neredesin? Ve ne haldesin..

Yaşadıklarını düşünme. Sevdiklerini örseleme. Sana sunulan yeni yolları ve kapıları arala. Tıkanıp kalma. Kendini rüzgara savurma. Güneşi tanı. Bulutlara karış. Gökyüzünde yıldız ol. Aydınlat kalbini. Işıl ışıl olsun gözlerin. Bu hayat sadece bir boşluk. Düşme sakın içine. İncitme ve zarar verme bile bile o narin bedenine..

Olanlar oldu ve bitti. Bazısı bir yerlere kapılıp gitti. Kimisi de köşesine çekildi. İnan ki hiçbir şey olmamış gibi..

Olanlardan ve bitenlerden artık gitmelisin!

Kendini bilmelisin..

Duyuyor musun beni?
Hadi artık, silkelen ve kendine gel!

Yirmidört Kasım İkibinonsekiz
Onur Kale

Bu Yazıları Okudunuz mu?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir