Sana Bir Şey Söyleyeyim mi?

Sen bu yazıyı okurken hayatından bir kaç dakika daha geçiyor. Sana verilen ve biçilen ömründen bir gün daha bitiyor.

Şuan ne yaptığın yada ne düşündüğün hiç önemli değil biliyor musun? Aslına bakarsan nerede ve nasıl olduğunda..

Sen kendini nasıl hissediyorsun bence mühim olan bu!

İyi misin?

Kötü isen, kendine bir iyilik yap ve iyi ol..

Gerçekten zaman daralıyor. Her gün, dünde kalıyor.

Yarınlara bakma ve sakın aldanma. Zaten ne olacağı konusunda bir tek fikrin yok!

Etrafındaki insanlar, şehirden gelen sesler, işinde yada okulunda gelişen gelişmeler. Evinde neler oluyor bilmiyorum ama; Belli ki bir zaman sonra bunaltıyor!

Sana bir şey söyleyeyim mi?

Bu hayat senin beklediğin ve umduğun kadar güzel ve keyifli değil aslında..

Biliyorum, bir şeyler güzel ve tatlı geliyor ama..

Bana söyler misin?

Ne bıraktın bu dünyaya? Veya ne aldın bu hayattan?

Moralini bozmak yada seni karamsarlığa sokmak için sormuyorum. Sadece gerçeğe baktığında ne bıraktın ve ne aldın?

Hep kafaya taktın. Olanların ve bitenlerin etkisinde kaldın. Kendini insanlara heba ettin. Bazen paranın peşinden gittin, bazende zengin ile fakiri ayırt edemedin. İş derken kariyerle süslendin. Kendini son model bir hayatın içinde bulmaya kalktın. Kendini çok mutlu sandın. Etrafına gülücükler saldın. Bazen gözlerini kapadın, kulağını tıkadın.

Ama bir şeyi başaramadın..

Gerçeklerin farkına varamadın!

İçinde bulunduğun dünya ve hayat seni aldatmamalıydı. Kendine adadığın mutluluk nedenlerinin bir süre sonra yok olabileceği gerçeğini düşünemedin. Mutsuzluğun içine kaybolurken, mutsuz olduğun nedenlerin üzerine gidip hesap soramadın. Kaçamadın.. Çünkü inanmadın!

Hep arada kaldın! Bazen ne yapman gerektiğinde şaşırdın. Bir kere neye inanman konusunda yanıldın. Peşinden gittiğin her sebebin içinde anlamlar aramak ve sonuca bakmak yerine, en başından koşa koşa hedefe vardın. Yanlış yaptın..

Dünya; içine binaların, ağaçların, hayvanların ve insanların donatıldığı süslü bir çemberden başka bir şey değil. Sen, bu çemberin içine düşmüş, yaşamaya odaklanmış ama sonuçlarına katlanmak yerine, içine hapsolup kendini teslim etmiş bir canlıdan başka bir şey değilsin.

Hayat ise, süslü bir çember olan dünyanın, yaşam kaynağından başka bir şey değil.

Sen bu ikisinin arasında kaldın hep. Bazen arada sıkıştın bazende kollarını açıp içinde tur attın. Önüne gelenlere bazen bakmadan inandın, bazen de bakıp yanıldın.

Şimdi düşünmen ve yapman gereken bir şey var. Öncelikle, şikayetçi olduğun her konudan, fikirden, halden ve hareketten vazgeçmelisin..

‘Nasıl yani?’ demeden..

Şikayetçi olduğun her türden sebepten ötürü öncelikle kendinden özür dilemelisin. Çünkü, kendi kendine şikayet edecek sebeplere gelmeden, dünyayı ve hayatı çok iyi tanıyıp, adımlarını ona göre atmalı ve gerçeğin ne olduğu konusunda daha sağlıklı ve bilinçli yaşamalıydın.

Bu dünyanın bir sınav dünyası olduğu gerçeği, gerçektir. Dünyada, biz insanlara sunulan her şeyin, aslında sadece yazılmış bir senaryodan ibaret olduğu gerçeğini de kabullenmektir. Şöyle düşünüp bir baktığımızda, şikayetçi olduğumuz ve üzüntü duyduğumuz her şeyin özü aslında anlamsızdır.

Çok kederlendin sen. Üstüne düştün meselelerin. Bazen oturup ağladın. Kahkalara da karıştın. İnsanları anlamaya çalıştın. İnandığında bazen yarı yolda kaldın. Mutluluktan havalara da uçtun. Yanıldığında uçtuğun o havalardan yere çakıldın. Ölümlere şahit oldun. Yaralı bedenlere merhem oldun. Dert ortağı oldun. Sırların içinde saklı kaldın. Kıymet dediğin nankör oldu. Yine gözlerin doldu. Güldün, neşelendin, keyiflendin, sevdin, sevemedin, yolunu kaybettin, şaşırdın, baktın, kendi kendini acıttın, yalnız kaldın, kalabalığa karıştın, yüksek seslerin içinde kaldın, kaçtın, uzaklaştın, arkana bakıp anlamaya çalıştın..

Sen bunların hepsini yaşadın..

Sonra ne mi oldu?

Hiçbir şey anlamadığını anladın..

Çünkü boş ve anlamsız o yaşananlar, sende iz bırakıp, hüzünle mutluluk arasındaki kaçamaklar..

Ne mi yapmalısın?

Yeni yollara bakmalısın. Kendini mümkün mertebe mutluluk ve mutsuzluk arasındaki ince çizgiye bırakmalısın. Her şeye kanmamalı ve inanmalısın. Kafayı fazla yormamalısın. Adapte olman gerekenlere adapte olup, kendini bırakmalısın. Bu süslü dünyanın içinde oyalanmayı bırakıp kendine iyilikler yapmalısın. Düşünmemeyi, üzerinde durmamayı, anlamayı ve yoluna bakmayı kavramalısın..

Ne yaşadıysan yaşa hepsi senin içindi. Sana verilen bir senaryo çeşitleriydi. Oynadın ve bitti..

Bak ömür geçiyor. Hayatın ise tükenip bitiyor. Yarınların belirsiz, dünlerin ise geçersiz..

İyi olmalısın. Farkına varmalısın. Her şeye inanmamalısın. Neyin ne olduğunu anlayıp, ona göre yol almalısın. Hareket ederken, kendini fazla yormamalısın. Seni yoran düşüncelerden kaçmalısın. Artık oralarda kalmamalısın. Neye mutlu olduğun ile sana mutsuz gelenleri ayırıp, karar vermeli ve dünya ve içindeki sebeplerin altında yatan gerçekleri anlamalısın..

Yaşadıkların, mutlulukların, mutsuzlukların, düşündüklerin ve üzerine yük olarak bindirdiklerinin hepsi aslında boş ve anlamsız..

İnan ki bu hayat, bildiğin gibi değil!

Yorma kendini..

Onur Kale
Yirmidokuz Kasım İkibinyirmidört

Bu Yazıları Okudunuz mu?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir