Çağımızın bir başka kaygısıdır endişe. Fazlasıyla üzerimize binmiş bu durum artık korkutucu bir hale evriliyor..
Evriliyor diyorum, çünkü kiminle konuşsam ve hatta kimin yüzüne baksam bu durum anlaşılıyor.
Dünyanın şuan ki hali sence de korkutucu ve endişe verici değil mi?
Savaşlar, ekonomik buhran, gelecek kaygısı, imkansızlık düşü, sevgisizlik, saygıya dair bulunmayan duygular ve nicesi..
Peki ne oldu da bu hale geldik?
Aslında birçok sebepten.. En azından kendi ülkemiz ve insanımız cephesinden bakarsak şayet; teknolojiye teslim oluşumuz, imkanların verdiği şımarıklıktan kaynaklı doyumsuzluk, sosyal medyanın verdiği özgürlük ve çıplaklık, her şeye kolayca erişebilme rahatlığı ve nicesi..
Eskileri yad edip, özlem duyan insanlar sayısı gün geçtikçe çoğalıyor. Aslında bu genelde duygusal ve hassas insanlara özgü bir durumdur. Bizatihi bu hali kendimden biliyorum. O masum günleri anımsadıkça insanın şu günlerden tiksinmesi de gayet normal. İnsanlığın ve hatta en yakınlarımızın dahi değişimlerini ve söylemlerini yaşarken ki yaşadığımız hissiyat, bugünlerin keşke hiç bu hale gelmemesi için temenniden başka bir şey değil.
Çevremizde cereyan eden savaşlar, toplumların birbirlerini acımasızca katletmesi, empati yeteneğimizi de yitirmemize sebep oldu. Sosyal medyanın içinde yer alan var edilmiş büyülü ve süslü dünya ise, bir zaman sonra yaşamları da sorgulamaya başladı. Yani birçok şey artık bizlere, en azından bizim gibilere samimi gelmemeye başladı. Endişe duymaya başladık, yaşamımız içerisinde boğulmaya ve sanki bir şeylerin üzerimize daha çok gelmeye başladığını hissettik, incindik..
Dünya var olduğu günden bu yana etrafından dönmeye ve biz insanları taşımaya devam ediyor. Bu tatsız hadiselerin yada değişen sürecin dünyanın varlığı ile alakası yok! İnsan eli ve kuvvetiyle dünyanın içerisinde her türlü olumsuz bir tabloyu görebiliriz. Zaten bütün mesele de insanlar değil mi?
Düşünebiliyor musunuz? İnsan neden kendinden başka bir canlıya yada içinde yaşadığı dünyaya zarar verir ki? Ne gibi bir amaca varabilir yada kendini tatmin edebilir? İnsan, insanı neden katleder ki? İnsan dışındaki canlıları, hatta dünyanın ta kendisini katletmeye razı gelir ki? Ne tuhaf değil mi? Ne kadar acımasız..
Dünya, en azından dünyanın içindeki yaşam, bu endişe verici duruma daha da çok evriliyor! Acımasızlık, çirkinlik, çirkeflik ve en can acıtısı da değişkenlik..
Büyüklerimiz hep der; dünya hep böyleydi.. Hayır! Tarihsel verilere baktığımızda, okuyup kavradığımız da, şuan ki tablo o zamanlarda bu kadar acımasız değilmiş! En azından insan, biraz daha insanlığını bilenmiş..
Peki bu denli bir durum da, her geçen gün kötüleşen ve çirkinleşen tablo da ne yapmalıyız ki?
Acımasızlığa merhamet ile cevap vermeye devam edeceğiz. Kötü sözlerin üzerinde durmayacağız. Çirkinliğin üzerini örteceğiz yada gözlerimize perde indireceğiz. Çamura batmışı temize çıkaracağız. Sevmeyene, sevgi nedir bilmeyene sevgiyi tattıracağız. Saygıdan yoksunlara saygılı olup, saygı nedir göstereceğiz. Bunları deneceğiz, yapacağız, yapalım ki onlar gibi olmayalım, içinde bulunduğumuz ve bize endişe veren tabloda en azından vicdani olarak biraz olsun ferahlayacağız..
Peki ya işe yaramaz ise?
İşte o zaman da kendimize olan saygımızı yineleyeceğiz. Değişmeyen karakterlerimizi tazeleyeceğiz. Muhafaza ettiğimiz duygularımızı koruyacağız. En azından bizlere endişe veren dünyanın bu evrilen halinde masumca kalıp durumu hafif sıyrıklarla atlatacağız. Onlar gibi olmak mı, onlardan biraz olsun uzak kalıp sakin olmak mı? Tercih senin..
Doğa, hayvanlar, bitkiler ve yeryüzünde bizlerle beraber yaşayan tüm canlılar. Onlarda bu dünyanın sakinleri. Onlarda bu endişe verici durumdan nasibini alıyorlar. Dilleri olmasa da, belki bizim gibi bakıyorlar. Ürkütücü boyutta her geçen gün değişen yaşamların etkisi altında kalıyorlar. Biz kalmıyor muyuz? Zaten bütün sancımız ve sızımız bu değil mi?
Kimse kimseyi sevmiyor farkında mısınız? Güven yerlerde. Aşk tükenmiş adeta. İki çift güzel sözün yerini küfür almış. Her yer kibirli suretlerle dolu. Para güç ve hırs, ahlak sıradan, seviye ve kalite ise bitmiş..
Her geçen gün, daha da farklı ve hiç bilmediğimiz haller ile karşılaşıyor olmamızın hem şaşkınlığı hemde üzüntüsünde değil miyiz? Hatta bizlerle beraber yeryüzünde yaşayan diğer canlıların bile yaşadıkları..
Bu devirde sakinlik erdemliktir! Sükunet ciddi bir duygudur. Her şeye rağmen sevgiyi taşımak ise büyük beceridir. Saygın varsa kendine bambaşka bir güçtür..
Biz yine biz kalalım. İçinde yaşadığımız dünyaya en azından saygı duyalım. Onu muhafaza edelim, saklayalım, koruyalım. Güzel cümleler kuralım, arınalım, kendi içimizde yaşadığımız sakinliğin tadını doyasıya yaşayalım..
Kaldır şimdi başını, etrafına iyi bak! Sen onlardan farklısın, evrilen dünyayı onarmanın kahrın da herkesten başkasın..
Kazananlardan ol, kaybeden her şeyi en başında yitirendir..
Vesselam..
Onur Kale
Üç Ocak İkibinyirmialtı / Sıfırsıfır Kırkdokuz