Benliğim

Sanki gökyüzüne elimi uzatıyor ve bulutlarla oynaşıyor muşum gibiyim. Şehrin en uç noktasına gidip, şehirdeki insanlara, avaz avaz çığlıklarımla sesleniyor ve onlara bir şeyler anlatıyor muşum gibiyim.

Gibiyim..

Fazlasıyla sakin ve dinginim. Hayatı ve insanları artık fazlasıyla önemsemiyorum. Yeni kararlar aldığımda kulağıma fısıldananı değil, kalbimin sesini dinliyorum. Olabildiğince de mutluyum. Huzur adına bir gayretim yok, belki yaşadıklarımdandır kendiliğinden bürünüyor bedenime..

Dünyaya düştüğümden beri, peşinden gittiğim meseleleri, dertleri ve sorunları hayatıma artık sokmayacak kadar derin rahatlığındayım. Hatta dert edecek yada üzerinde duracak meseleleri bile kendim seçebilecek lüksüne sahibim. Öyle ki, hayatı umursamamakla beraber, bana sundukları üzerinde durmayışımın yine hayatın bana verdiği yoğun mücadelenin galibiyetinden kaynaklıdır.

Yorulmamalıyım, düşünmemeliyim ve hayatın üzerinde durmamalıyım. İnsanlara kulağımı kapamalı, şehrin kalabalığı görmemeli ve gürültülerden kendimi arındırmalıyım.

Belkide aşık olmalıyım. Yeni bir tende kendimi avutmalıyım. En güzel cümlelerde kendimi bulmalı ve dokunmalıyım. Geçmişimi ve kalbimi çok yormamalıyım.

Evet! Belkide aşık olmalıyım..

Alışkanlıklarımdan uzak durmalı ve yeni bir dünya kurup orada oyalanmalıyım.

Gibiyim..

Tek başına, denize nazır, her sabah martı sesleriyle uyandığım ve sözü olmayan melodilerde güne başlayıp günümü yaşıyormuş gibiyim. Gibilerden öte, sahiden bu haldeyim..

Oniki Ocak İkibinonsekiz
Onur Kale

Bu Yazıları Okudunuz mu?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir