İrili Ufaklı Hayat

Hali hazırda bizi bekleyen bir hayat vardı anne karnında. Talihimizi, kader diye nitelendirdiklerini ve yaşam şeklini kestiremiyorduk o zamanlar. Büyüme evremiz en şımarık hallerde geçecekti bu kesin ama nereden bilebilirdik ki ayrılığı, kaybetmeyi, yitirmeyi, ölümü ya da aşkı, sevgiyi, sevmeyi..

Büyüdük, aslında bazen büyüdüğümüzün farkına varamadık bazende büyüdüğümüzü zannedip çocuk kaldık, olgunlaşamadık. Babamızın daha dün aldığı oyuncak araba veya barbie bebek ile bazen elimizdeki son model telefonu yada altımızdaki son model arabayı karıştırdık. Annemiz, elinde terlik popomuza vurduğu zamanlardaki tatlı şımarıklığımızı büyüdüğümüz zamana sakladık..

Aşkı tattık, ummadığımız zaman biran bizden bir başkasına hayran kaldık. Bazen uzaktan izlemek ve yaşamakla yetindik, bazende en yakınında olup birbirimizin elini tuttuğumuzda kızaran yanaklarımız yada gözlerimizi kapatıp dokundurduğumuz dudaklarımızın heyecanına şahit olduk, yaşadık. Halbuki biz bunları küçükken siyah beyaz Türk sinemasında yada gerilimi amerikan kovboy filmlerinin senaryosuna sıkıştırılmış duygusal sahnelerinde gördük..

Hayatla en başında tanışmıştık aslında. Merhaba faslı hepimizde kısa sürdü belkide. İşin içine aşk, para ve yaşam şekilleriyle soyağacı misali oklarla dağıtıldık hayatta.. Kaybediş, ayrılık yada ölüm, kesmedi çaresi bulunmayan bir hastalık..

Acıyla tanıştık zamanla ama bu zaman kişiler bazında bazen erken bazen geç uğradı, ama elbet bir şekilde bir zaman uğradı yaşamlarımıza..

Ben babamı kaybettim, sen anneni, o sevdiğini yada yanındaki çevresindeki bir kişiyi.. Uzaktan da olsa, yakından da olsa tadarak yada tatmayarak, kaybetmeyi yaşadık, öğrendik, içimize işledi ve kalbimizi acıttı, yutkunamadık bazen, kaç paket sigaralar tükettik yada pet şişe limitlerinde gözyaşları..

Fark ediliyor mu, büyüyoruz? Büyümenin içinde büyüyor, olgunlaşıyoruz.. Acıyla yakın bir arkadaş oluyoruz, kaderin üzerini çizemiyoruz, hayatla dalaşa giriyoruz.. Kimimiz umruna takmayıp geçinip gitti yada gidiyor hayatla, kimimizde sürekli bir yarış ve kargaşa..

Hayatı cümlelerde bile anlatır, telaffuz ederken çekiniyoruz. İnanın hayata alışırken hayattan korkuyoruz..

Onur Kale
Otuz Mayıs İkibinonbir

Bu Yazıları Okudunuz mu?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir