Ocak aynın 8’i bugün..
Yağmurlu bir Ankara gecesinden sabahı karşılıyorum. Durgun, sakin ve sessiz halimin endamında sükuneti yaşıyorum. Ardımda bıraktığım sebeplerimden arınmış duygularım, yeni duyguların tesiri altına giriyor sanki. Kaybettiklerim, yitirdiklerim ve geri dönüşü olmayacak hikayelerimin nazında, efkara bürünmeden duru ve saf vaktin içinde oyanalıyorum.
Sevgili ben biraz kırgın, yorgun, halince uykusuz ve adeta nedensiz. Hayata olan sitemlerimi bir kenara bırakıp, yaşamın içerisindeki mücadeleci halimin fiyakasında; bundan sonra olabilecekleri kestirmeden bodoslama bir tavra büründüm. Belki de bürünmek zorundaydım. Her geçen gün zorlaşan yaşamların içerisinde kendime zorluk adamak yerine, sakin kalıp dünyayı seyretmenin hali yetiyordu bana..
Etrafımda cereyan eden meseleler, kulağımı tırlamayan gürültüler, şehrin telaşı, insanların kalabalığı ve değişik suretlerin, şaşkın bakışlarım altındaki tuhaf yaşantılarından sıyrılmıştım artık. Gerçekten arınmıştım. Kalabalığın içerisinde yalnızlık huzur veriyordu bana. Öyle yada böyle, hayat benim hayatımda da devam ederken kendime biçtiğim rol daha özel ve güzeldi..
Oldum olası, kendimi bir yere ait hissedemeyiş duygusu yaşımdan mıdır ağır basıyor. Şikayetçi değilim aslında. Belki de daimi güzergah değişimim iyi geliyordu bana. Rutin hayatların içerisinde sıkışmak yerine, hayatın içerisinde kendime yeni bir hayat adamam öz güvenimi de kabartıyordu..
Ankara yine ıslaktı.. Kar taneleri şehri süslemesini beklerken, sonbahardan kalmış yağmur şehrin her yerini kaplamıştı. Hafif esen rüzgar, kemiklerini yoklayan ayaz, sevdiğim mevsimlerin içine karışmamı perçinliyordu. Zaten güneş Ankara’ya pek yakışmıyordu..
Artık, neredeyim ben diye sormuyorum kendime! Olmak istediğim yerdeyim. Kendimdeyim; muhafaza etmek için savaştığım benliğimdeyim. Bunca kötülüğün arasında kalışımın mücadelesinde, kalbimin iyi niyetinin tarafındayım. Kötü nedir bilmeyişimin saflığındayım..
Yalnızım ama efkarlı değil. Herkesten uzağım ama kendime yetiniyorum. Bu halimi çok seviyorum..
Şimdilik bugünü noktalıyorum. Yarınımı düşlemeden, akışında seyreden hayatın içinde bu halimle yaşıyorum..
Hoşça kal bugün..
Onur Kale
Sekiz Ocak İkibinyirmialtı / Sıfırdört Otuzsekiz