Ne yapıyorsun sen?
Kaldır başını bir bak etrafında neler oluyor. Herkes birbirine çelme takıyor. İnsanlık sıfatını yitirmiş. Duygular körermiş…
Biliyor musun? Aşk, kim kimin işine gelirse kalbini ezermişliğe gelmiş…
Sen hala uykudasın!
Para güç olmuş, sen sevginin güç olduğu düşten bahsediyorsun. Hala kendini küçük mü sanıyorsun? Büyüyorsun! Aslında büyüdükçe küçülüyorsun…
Dünya değişiyor. İnsanlar, fikirler, düşler ve düşünceler değişiyor. Sende büyürken aynı düşte kaldığın için küçülüyorsun…
İftira, menfaat, çıkar, sinsilik, yalan ve zorbalık almış başını gidiyor. Çirkinlikler ahtapotun kolları gibi sardıkça sarıyor etrafı ve dünyayı. Bir bakmışsın ki yakın bir arkadaşın, sevgilin ya da eşin sana çelme takıyor. Sakın şaşırma, çember böyle dönüyor artık…
Korkacak bir şey yok, alış sende bu vaziyete. Ne kadar iğrenç, aşağılık ve yakışıksız görünüyor değil mi bu yaşam insanlarda. Sende benim gibi içini çekiyorsun, hissediyorum…
Kaybetmekten korkuyorsun sende. Ölüm biçilmiş bir rol ama bazen sineye çektiğin kadar katlanamıyorsunda…
İncinmek ve üzülmek senden biri olmuş. Çelme takanlara en güzel cevabın doğrulup ayağa kalkmaktır!
Hayatta ne kadar acımasız değil mi? Bu yazdıklarımın çoğunun etkisi hayattan aslında…
Bu çirkinliklerden uzak kalmak için ellerini semaya kaldırdığında cevap alamazsan sakın pes edip hayata sığınma.. Her şey semada değil, birazda kalbini kullan…
Sen, kabuğuna çekilmiş orada kendine başka bir dünya ve hayat kurmuş yaşıyorsun. Sen sakın kendini kaptırma, boşver olduğun yerde kal! Çünkü olduğun yer birçok insanın kendini yitirdiği yer…
Şimdi nasılsın?
Onur Kale
Yirmiki Ocak İkibinoniki