Bazen öyle bir zaman geliyor ki, sanki boğazını sıkıyorlar, avazının çıktığı kadar çığlık atasın geliyor ama başaramıyorsun. Hayat, insanlar ve yaşamının içindeki tüm olumsuzluklar, her an ve her saniye sanki üzerine geliyor. Hayatla boğuşmaya mecalin bile kalmıyor. Bazen pes etmeye yelteniyorsun, bazen de tamam deyip kenara çekiliyorsun. Bunalıyorsun, daralıyorsun, kaçmak istiyorsun ama başaramıyorsun. Sanki tepen de hep kara bulutlar. Gökyüzünün mavilikleri eksik. Kalbin kararmış, gözlerinde yağmur, ah hayat diye sitem çekiyorsun. Canını acıtıyorsun…
Tanrı beni duymuyor, sesime cevap vermiyor diye dert yanıyorsun. Bazen sana yasaklanmış şeylere sığınıyorsun. Vicdanın ile kalbin o an yarışıyor. Birbirini yiyor. Yapmaman lazım ya hani, şeytan yanı başından eksik olmuyor. Daraldın bir kere, sana kötü bakanlar davet çıkardın. Pastadan onlara da dilim ayırdın…
Ne ailen yanında o an, nede eşin, nede sevgilin, nede kadim dostum dediğin. Olsalar bile yanı başında, varlıkları sadece işgal ediyor o dertlerini. Çünkü o an, seni sadece sen anlayabiliyorsun. Kendi kendini dinlediğinde sorunları büyütüyorsun. Yalnızlığına sığınırken, yalnızlığın bile bazen sıkılıyor senden. Tek başına kalıyorsun…
Oysa düşünüyor musun neden böyle oluyor diye? Hayatı suçluyorsun bu aşikar! Ama bazen hayatın önüne geçmeye kalkınca, hayat senle yarışıyor biliyor musun? En acısı da, hayat seninle yarışırken, canını acıtıyor, sana yük bindiriyor, dert veriyor, meseleleri dağ gibi büyütüyor…
İyi insansın sen biliyorum. Görüyorum çırpınışlarını, daralmalarını, bunalmalarını.. Ama bir düşün, gerçekten neden bu haldeyim diye! Ne oldu da böyle oldum diye…
İyi bir dünyada değilsin bunun farkında mısın? Hayat çok çirkin, insanlar çok kötü, para bir bela! Aşk bazen mutsuzluk. Oysa senin gibi, sana benzeyen insanların çok başka ve daha büyük dertleri var.
Sahi senin bu halinin sebebi neydi ki?
Kanma artık hayata! İnanma insanlara.. Duyma, görme olanları. Yıpratma kendini. Ağlama sakın, eğme başını yere. Bir selam gönder göğe…
İnan! İnanırken yaşa, yaşarken anla, anlarken düşün!
Kendini heba edecek bir hayatta değilsin sen, o hayat zaten bu hayat değil…
Onur Kale
Beş Mart İkibinonyedi