Herkes her şeyi bilmek zorunda değildir. Kişi bir konuda üstün bir bilgiye sahip ise dahi, yerinde ve zamanında konuşur, hatta buna gerek kalmadan, talep edildiği doğrultu da anlatır ve paylaşır.
Kişisel hayatlarımızda ve yaşadığımız dünya içerisinde gündemin fazlasıyla değiştiği değişken süreçten geçiyoruz. Anlık cereyan eden meselelerdeki tavrımız da değişkenliğin verdiği şaşkınlıkla değişebiliyor. Bazen fikir sahibi olmadığımız meselelere şahit olurken, bazende vakıf olduğumuz konularda öncesinde bilgi sahibi olabiliyoruz. Bunları topluma anlatmak, bilgi halinde sunmak ve meseleyi doğru bir şekilde analiz edip aktarmak elbette güzel bir tutum. Birde bunların yanı sıra; özellikle de kişisel hayatlarımıza dair yardımcı olmak adına veya sırf konuşmak için konuşan, üzerine gelen, sanki vazifesiymiş gibi didik didik eden insanlara şahit oluyoruz. Belirli zaman sonra bunaltıcı ve yorucu bir hal alan bu durum karşısında kayıtsız kaldığımız da gerçek.
Ne yazık ki dedikoducu bir toplumuz! İnsanların hayatları hakkında konuşmayı, başkalarına anlatmayı ve irdelemeyi seven bir toplumuz. Magazin yanımız, genel kültürden ne yazık ki daha ağır basıyor. Özel hayatlarımızda yaşadığımız sorunları bazen en yakınımızla paylaşma isteğimiz rahatlama psikolojisi iken ‘sır’ diye adlandırdığımız özel bilgiyi paylaştıktan sonra bir kaç zaman sonra başkasından duymanın hayal kırıklığı da cabası..
Mesele dedikodu da değil aslında. Sorun; kendi hayatındaki sorunları yada anormallikleri görmeyip, başkasının yaşadığı sorunları irdeleyerek alakasız bir şekilde yorum yapan, bilgi veren ve eleştiren insanlar! Bu insanlar hayatımızın her alanında var. Sadece kişisel hayatımızdaki meselelerde değil; iş hayatında da ve komşuluk, akrabalık ve arkadaşlıklarda da yaşadığımız bir problem!
Evet problem diyorum, çünkü gerçekten çığ gibi büyüyen bir problem. Sürekli bir konuda üstünlük taslamak, edindiği tecrübeleri bambaşka anlatmak, sanki dünyada bir konuda ondan başka o konuyu yaşayan yokmuşçasına davranmak, konuşmak ve daimi farkındalık yarattığına inanmak! İşte bütün problemin ana kaynağı bu; farkındalık yarattığına inanmak!
‘Çağımızın Sorunu: Kibir!’ başlıklı yazımda da bunu vurguladım. İnsanlar aşırı derece de kibir budalası haline bürünmeye başladı. Bunun yanında birde sürekli konuşan, her şeyi bildiğine inanan ve kendini herkesten ve her şeyden, her konuda üstün olduğuna inanan insanların varlığı çoğumuzu rahatsız etmekte! Bir insan her şeyi bilemez. Okuduğu veya araştırdığı alanda dahi istediği kadar eğitim alsın yada istediği kadar o alanda çalışmalar yapsın, muhakkak ki eksik kaldığı, kaçırdığı, ıskaladığı yerler vardır.
Diyeceğim o ki; insanlarımızın arasında üzerimize vazifesi olmayan insanlar vardır. Çok rahatsız ediciler. Her konuda her şeyi bildiklerini iddia etmelerini bırakın, iddiaya kalmadan konuşurlar. Hiçbir karşılığı olmayan bu insanların sayısı azımsamayacak kadar da ne yazık ki çoktur. Belirli bir zamandan sonra bu durum cahil özelliği taşımaya da neden olmaktadır ama onlar kendilerinden o kadar eminler ki; herkesi de cahillikle suçlarlar..
Okumak, araştırmak, analiz etmek, yazmak ve insanlara anlatmak; bunlar çok güzel ve özel duygulardır. Her insan bu sıraladıklarımı kolay kolay gerçekleştirmez. Gerçekleştirmeye kalkışsa da adapte olamaz. Ancak; sağdan soldan duyumlarla, başkalarının kendisine aktardıklarıyla, bilgi sahibi olduğuna inanarak birde bunun insanlarla paylaşan o üzerimize vazifesiz insanlar üzülerek söylüyorum ki çokta ciddiye alınmayacak; dostluk, arkadaşlık ve yakın bir ilişki kurulmayacak insanlardır.
Öğrenmek güzeldir, bilmemek geri kalmışlık değildir, yerinde konuşmak özeldir, bir konuda fikir sahibi olmak da şüphesiz farklılıktır. Ancak bunların yanında; üstünlük taslamak, farklılık yaratmaya çalışırken anlamsızlaşmak, bildiklerini anlatırken küstahlaşmak, çok bildiğine inanıp hiçbir şey bilmemek, bir konuda ve kişi hakkında üzerine vazife olmadığı halde konuşmak erdemsizliktir…
Çok konuşmamalı, zamanında anlatmalı, bir yere kadar cümle kurmalı ve haddi aşmadan susmalı..
Vesselam..
Onur Kale
İki Temmuz İkibinyirmibeş / Sıfıraltı Sıfırbir