İki Dünya ve Sen

Hangi dünyaya daha çok esir oluyoruz?

Hangi dünyaya kanıyor, inanıyor ve sığınıyoruz?

Neden bu iki farklı dünya arasında tercih etmek zorunda bırakılıyoruz?

Ve neden o dünyalar arasında gidip geliyoruz?

Her ikisi de yaratıcının eseri değil mi?

Allah bizlere bahsetmedi mi?

Neden?

Yaşadıklarımız ve yaşayacaklarımız arasında tercih hakkımız olsa hangisini tercih ederdik ki? Hayat zaten başlı başına zor ve meşşakatli değil mi?

Aşkın varoluş sebebini anlamadan ve yaşamadan tıpkı aşka inanıp, yaşadığımızı sandığımız gibi. Etrafımızda var olan insanların, her zaman bizimle olacağına inandığımız gibi.

Paranın, dünyanın en büyük silahı olduğu anlayamayıp ona tamah ettiğimiz gibi.

Tenin, sadece insanların zevkleri ve gereçleri için kullanıldığını varsaydımız gibi.

Olumsuz yaşadıklarımızdan ders almayıp, sorunlarla mücadele ettiğimize inandığımız gibi.

Hayatın diğer mutlu yüzünü gördüğümüzde etrafımızda kelebeklerin uçuştuğunu gördüğümüz gibi.

İki dünya arasında giderken, biri gerçek biri yalan diye kandırıldığımız gibi. Oysa, Tanrının bize sunduğu iki dünyadaki gerçek varlığımızın ve kader diye nitelendirdiğimiz gerçeğin bizler tarafından, yaşadıklarımızla kendi kendimize tayin edeceğimiz gibi.

Hangi dünyada olmalıyız ki şimdi?

Belkide o iki dünya biziz ki..

Yaşadıklarına sahip çık!

Olacaklardan korkma!

Önce kendine inan, sonra insanlara, hayata ve dünyaya..

Onur Kale
Otuzbir Aralık İkibinonyedi

Bu Yazıları Okudunuz mu?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir