Çile ve Duruş: Filistinli Kadın!

Dünyanın nadide bir varlığıdır kadınlar. Omuzlarındaki yük, sanki dünyayı taşıyorlarmışçasına ağırdır. Hayata dair sorumlulukları kadar, kendilerine ve hayatındakilere dair sorumlulukları ise onları daha da meşakkatli bir yaşama sürüklemektedir. Zordur kadın olmak, dünyanın her yanında…

Filistinli kadınların zorluğu biraz daha ağırdır. Sadece sorumluluk değildir onlar için zorluk; hayatını, ailesini ve hanesini işgal eden aşağılık bir topluluk ile yaşam mücadelesi vermektir çabası. Değerleri, inancı ve gayesi uğruna savaş vermektir. Yetiştirdiği ve filizlendirdiği canlarına hayat vermektir. Hayatta kalmanın en çetin sınavıdır. Ölüm ile yaşam arasındaki çizgiyi kendisi çizendir. Budur Filistinli kadının mücadelesi ve budur hepimizin yaşadığı dünyadaki varlığı…

Filistinli bir kadın için en ağırı da görmezden gelinmesidir. Asla mağduriyet değildir çabası; başına gelenin başkasının da başına gelmemesi için içten bir kaygıdır. Attığı çığlığın yansıması sadece yaşadığı yerde kalmaktadır. Görmeyen gözlere ve duymayan kulaklara inat onu var eden yaratıcıya teslim olup dilinden her gün dökülen duadır. Kendinden olan kapı komşusunun dahi onu umursamadığı andaki sitemi yine duadır. Duruş sahibidir Filistinli kadın, asla yeise düşmeden ve kötü söz bilmeden dik durandır…

Kendilerine yarattıkları küçük ve mesut hanelerinde yaşam mücadelesi verirken; ansızın kapısını çalıp hanesini işgal edenden, ülkesini ve topraklarını elde etmeye çalışandan, yeryüzünden gökyüzüne atılan bombalarla uyanan kadındır Filistinli kadın! Doğumunu biraz olsun hüzünle ama her şeye rağmen umutla bekleyen, doğduğunda ise olanlar karşısında endişe taşısa da yine de pes etmeden büyüten ve yaşam mücadelesi verdiği toprakları için yetiştiren bir annedir…

Yokluğu ve yoksulluğu yaşamasına rağmen inancını yitirmeyendir. Fazlasını istemeyen, var olanla yetinen ve her şeye rağmen şükredendir Filistinli kadın…

Çileli yaşamının içinde duruşunu bozmayan kadındır! Erdemli insandır. Cesareti, işgal edeni ürkütendir. Hayasını sadece kendisi için değil, ülkesi için de düşünen dik duruşlu kadındır! Namusu tarihidir, varlığıdır, toprakları ve geleceğidir. En önemlisi ise inandığı değerdir, teslimiyettir…

Aşağılık bir topluluk olan işgalcilere karşı tek başına siper olandır. Ülkesi ve kadim milleti için savaş verendir! Evladının ölümünde hüzünlense de verdiği yaşam mücadelesini haklı kılandır. Her şeye rağmen isyan etmeyen ve asla yere düşmeyendir!

Merhamet sahibidir, vicdanını yitirmeyendir. Hakkında ne söylenirse söylensin ödün vermeyendir. Hayatını gasbetmeye çalışanlara karşı dahi duruşunu bozmayandır…

Yeryüzündeki tüm insanlığa ders verendir Filistinli kadın!

Empati yoksunu dünya insanını biraz olsun düşündürendir. İşgalciyi dahi şaşırtan, tavrıyla ve duruşuyla korkutandır!

Her geçen gün insan eliyle kirletilen ve çirkinleştirilen dünyada, nadide kalmış bir çiçektir Filistinli kadın…

Bomba sesleriyle uyandığı sabahlardan, geceleri gökyüzünü aydınlatan bombalarla onurlu bir mücadele veren insandır. Kısıtlı bir yaşam içerisinde elindeki bir lokma ekmeği kendinden olan canlar ile paylaşıp, hanesindeki bir tek göz odada, mum ışığında yarınını yılmadan ve düşmeden bekleyen kadındır…

Savaşı, sadece ülkesi ve onurudur!

İnancı, teslimiyeti, işgal ve işgalden doğan zorluklar ile mücadele ederkenki duruşu beni kendimden utandırandır…

Bunca bolluğa, bunca varlığa rağmen şikayet ettiğimiz yaşamlarımızdan hâlâ utanmıyor olmamızdır…

Düşünemememizdir, kendimizi onun yerine koymamamızdır…

Filistinli kadın; bize insanlığı, onuru, duruşu ve neyin savaşını verdiğimizi hatırlatandır…

Kudüs’te, Batı Şeria’da, Ramallah’ta ve bilhassa Gazze’de; selam olsun Filistinli tüm kadınlara…

Olanlar karşısında elimizden bir şey gelemiyor olmanın üzüntüsü ve utancıyla…

Vesselam…

Onur Kale
Yirmiüç Mart İkibinyirmialtı / Onbeş Yirmisekiz

Bu Yazıları Okudunuz mu?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir