Hepimiz hatalar yapıyoruz. Yanlış tercihlerin kurbanı oluyoruz. Üzülüyoruz, ağlıyoruz ve kederlenip bazen kendimize dahi küsüyoruz. Geri çekiyoruz kendimizi insanlardan ve hayattan ama bunları yaparken ne kadar ders alıyoruz olanlardan?
Bazen şaşırmamak elde değil; Kendimize, yaşananlara ve hayata..
Alabildiğimizce dert bindiriyoruz yaşamımıza. Kah isteyerek, kah istemeyerek..
Tanrıyla baş başa kalmaya yelteniyoruz ve bazen yalnız kalıyoruz..
Acılar olmasa insan olgunlaşamaz ve tecrübe denilen şeyin sahibi de olamaz. ‘İnsan keşke acı çekmese de olgunlaşmasa’ düşüncesi de çok kaba..
Hayat zaten sen istesen de istemesen de seni acıyla ya da olgunlukla tanıştırmıyor mu? Zaten her şey hayatın elinde değil mi?
Ah, ne tatsız değil mi..
Fazla kaptırmamalıyız kendimizi insanlara, hayata, yaşama, olağanlara, düşlere, düşüncelere..
Yarın kalbine ve bünyene yine bir şey olabilir! Seni üzebilir, incitebilir. Önemli olan, gelecekleri iyi ve hazırlıklı karşılamak!
Duvarlar örmeli ve tel örgüler çekmeli acılara..
Bazı insanlar hayat gibidir;
Bazen acımasız bazen de sürprizlerle dolu..
Onbir Ocak İkibinonüç
Onur Kale