Tamam mı?

Aslında çok şeyi biliyoruz sanıyoruz ama hiçbir şeyi bilmiyoruz. Mesela hayatı tanımıyoruz. Tanıdığımızı sanıyoruz. Yaşadıkça tanımak yerine, ben hayatın içindeyim zaten düşüncesiyle her bir şeyi bildiğimizi, gördüğümüzü ve yaşadığımızı sanıyoruz.

İddialıyız da! Fazlasıyla her şeye hakimiz. Mutlak sonuç çıkaran varlıklarız. Bizden ötesi yok sanki. Öyleyiz ki, başka bir kişiyi, sebebi ve nedeni tanımsız hale getirebiliyoruz.

Başardığımıza inanıyoruz. Tamam diyoruz. Aslında tamam demeyi de çok seviyoruz. Eminiz de! Kendimizden, becerimizden ve her şeyimizden. O kadar eminiz ki, dinlemiyor ve görmüyoruz bile! İnadımız var biraz. Emin oluşumuz ile inadımız yan yana geldiğinde çekilmez bir hal alıyoruz. Ama karşıdan gelen eleştiri oklarını dahi bazen tahammül edemeden elimizle bükmeye yelteniyoruz. Hatta söylenenlere kulaklarımızı kapıyor, bazen ağzımızı açıp cümleler üretiyor ve tüketiyoruz.

Sahi neden böyleyiz?

Kendimizi değiştirmek, şartladığımız nedenlerden neden vazgeçmiyoruz. Kendimize yeni düşünceler, fikirler ve hatta adımlar atmak yerine olduğumuz yerde kalıyoruz.

Bu ne bilmişlik ki?

İnsanız biz sadece! Ve bize sunulan bir kaç organın verdiği güçle niye dünyayı ve insanları kontrol altına almaya çalışıyoruz. Madem çalışıyoruz, neden kendimizden başlamıyoruz?

Kendin ol ama başkalaşma, fazla konuşma, çok anlatma, biraz dinle ve sessizliği tanı!

Tamam mı?

Onur Kale
Üç Mart İkibinyirmiiki

Bu Yazıları Okudunuz mu?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir