Şehirden ve insanlardan uzak, yaşamımda sadece sakinliğin ve sessizliğin olduğu yerlere teslim olmak istiyorum.
Gürültünün olmadığı, kalbimin kırılmadığı, incinip köşeme çekilmediğim ve en mühimi de hayatı sorgulamadığım yerlerde olmak isterim.
İsterim ki; insanların birbirini anladığı, sevdiği ve saydığı bir yere atmak istiyorum kendimi.
Çok şey istemiyorum aslında. Bakir bir mekan, el değmemiş bir alan, dokusu bozulmamış bir yer, havası kirlenmemiş bir oksijen.
Aşkın kar ve zarar defterini tutmayıp, sadece masumluğun olduğu, en güzel ve özel cümleleri sarf ederken, ileride çirkinleşmenin olmayacağını, sadakat ve merhametin her yerimizi kapladığı, kimselerin bize dokunmadığı bir yaşam zor olmasa gerek.
Sakinlik ve sessizlik gerek..
Aslında her şeyden ve herkesten uzaklaşmak, bulunduğun yeri terk etmek gerek!
İçinde boğulduğumuz, yaşamaktan yorulduğumuz hayatımızı sorgularken, kaçış planlarını ertelemeyip, kaçmak gerek!
Ömrümün son demine dek; biraz kıyılarda, olmadı kavak ağaçlarının gölgesinde, öksüz kalmış arazilerin ortasında tahta bi barakanın içinde, bir balıkçı kulübesinde, her sabah uyandığımda kuşların sesinde, akşam oldu mu ve gece çöktü mü yıldızların seyrinde..
Bir yerlerde..
Şehirden ve insanlardan, hayatımdaki olağanlardan ve şikayetçi olduğum dünyevi durumlardan..
Gitmek istiyorum.. Ben aslında kaçmak, uzaklaşmak istiyorum. Dinlenmek ve kendime gelmek istiyorum..
Bunu çok istiyorum..
Onur Kale
Yirmi Şubat İkibinyirmiüç