Hayatımızda bazen yanlış tercihlerin kurbanı olabiliyoruz. Bunu bazen bile bile yapıyoruz, bazen de ummadığımız anda kendimizi içinde buluyoruz. Bu durumdan ders çıkarırken, kendimizi istemeden yalnızlığa itiyoruz. Bile bile olacaklara seyirci kalıp, bütün bildiklerimizi de unutup hüzne dalıyoruz.
Herkes hayatında olacaklardan habersizdir. Hayatın insana neler getirebileceği konusunda hiç kimse ön bilgiye sahip değildir. Yaratıcının bizlere adadığı hayatları yaşarken, yine yaratıcıdan, hayat üzerinden gelen her bir gelişmeye de boyun eğmek zorunda kalabiliyoruz. Çünkü elimizden; beklemek, görmek ve yaşamaktan başka bir şey gelmiyor.
Büyük umutlarla hayatlarımızı adadığımız insanların, bizlerde zamanla bıraktığı hayal kırıklıkları derin yaralara ve gelecekte yaşanabilecek tekrar olası durumlara karşı korkular yaratabiliyor. Hatta bazen benzeri gördüğümüz her olaydan kaçmak adına her türlü gayreti sergiliyoruz. Çünkü insanoğlu, yaratılış sebebiyle, yaşadıklarından etkilenen, etkilenmesiyle beraber, kendinde korkuyu tetikleyecek duyguya sahip olan varlıklardır.
Ancak, yaratıcının bu dünyaya armağan edip özel saydığı ve kıldığı insanlar arasında farklı görüp, onlardan umudu kesmediği ve her aşamada yanında olup, yardımcı olduğu aşikardır. Etrafımızda bunun birçok örneği ve niteliği taşıyan insanlar ve olayları vardır. Yaratıcı o insanları hiçbir zaman ıskalamamakla beraber, onları her zaman sevip, onlara yol ve yön göstermektedir. Bazen de küçük sürprizler yapıp, hayatlarını yeniden şekillendirerek, iyi bir gelecek sunup, korkularını ört bas etmektedir.
Hepimiz hayatımızda iyi kötü şeyler yaşamaktayız. Ölümler, ayrılıklar, iyilikler, kötülükler ve farklı konularda yaşananlar hepimizin hayatına uğramaktadır. Bu durum, bizleri kesinlikle yıldırmamak ile beraber, dik durmamız, doğru yaşamamız ve hiçbir zaman umudumuzu yitirmememiz konusunda en başında bir derstir. Çünkü hayat, zor ve meşakkatli bir süreçtir. Aslında bir tiyatro oyunundan da farksız değildir. İçinde bulunduğumuz dünyanın zorluğu, yaşanabilir olmaması ve küçük bir senaryonun parçası olması sebebiyle, yaşadığımız her bir olayın etkisinde kalmak yerine, yeni bir hayata kendimizi adamak ve adadığımız o hayatın içinde sonsuzluğu bekleyip, o sonsuzlukta yaşayacaklarımızı gözlemlemekte aslında umudumuzun bir parçasıdır. Yaratıcı, insanları sınamayı, onların mücadeleci tavırlarını görmeyi ve hayatla olan bağlarındaki yanılmalarını izlemeyi sever. Yaratıcı, insanların iyiliği için her türlü yardımcı rolü üzerlerine bindirmektedir.
Umudunu yitiren insanlar tükenmiş ve yaşamaktan zevk almayan insanlardır. Yaşadıklarının tesirinde kalan insanlar hiçbir zaman düştükleri yerden doğrulup kalkamazlar. Diğer insanların çemberinde olup, kendilerini bazen kötülüğün ve ümitsizliğin içinde bulurlar. Yaratılış sebebiyle, kırılgan ve alıngan beden ve kalplerimizi kötülükten ve hayal kırıklıklarından korumak ve arındırmak, tercihlerimiz konusunda karar verme merci olmadığımızın da ispatıdır. Hiçbir insan, istemediği bir şeyi yaşamaz. İstediği şeyleri yaşıyorsa da, kendi istediğinden değil, yaratıcının o insana bunu uygun görmesinden kaynaklıdır. Aslında buda bir sınama ve gözlemleme durumudur. Yaratıcının sadece insanda değil, dünyanın hakimiyeti sebebiyle her yerde varlığı vardır. Yaratıcı için insan, sadece dünya için bir sebep ve yaşam kaynağıdır.
Tercihleriniz ve kurbanı olduğunuz olayların tesiri ve etkisinde kalmayın. Hayat, yaratıcının varlığı üzerinden bazen size yeni kapılar, yeni yollar açabilir. Her ne kadar hayat zor ve meşakkatli olsa da, size her zaman yaşamınız konusunda rehber niteliktedir. Hiç ummadığınız anda, hayatınızda gelişebilecek güzel olayların peşine düşün. ‘Acaba?’ gibi bir kelimenin peşine takılmayın. Kendinizi ve kalbinizi yanıltmayın. Her insan, kurbanı olduğunuz bir önceki tercihinizin aynısı ve eseri olacak diye bir durum yoktur. İnsanın elinde olsa, zaten tercihlerini her zaman kendi yapabilir. Ama şunu unutmamalıyız ki, bile bile gidilen ve tercih edilen her nedenin sahibi de yine yaratıcıdır…
Kışın ardından bahar vardır… Kalbinize güneş açtırmak ve aydınlıkta kalmak sizin elinizde… Hiçbir zaman yaratıcıdan ve umuttan uzak kalmayın. Yeise düşmeyin… Kendinizi karanlıklara mahkum etmeyin. İnancınızı yitirmeyin. Hayata her zaman kanmayın, ancak rehberiniz olan hayattan da kopmayın. Dün size kötü gelen şeyler, yarın başka sebepler ve kişilerle güzel gelebilir. Unutmayın, yaşadığınız ve bundan sonra yaşayacağınız her şey sizin için. Siz, ne kadar başarılı, ne kadar umutlu, ne kadar huzurlu ve ne kadar inançlı olursanız, yaratıcı her zaman sizin yanınızda olup, size yol ve yön gösterir…
Unutmayın;
Her şey hayattan, hayatında sahibi yaratıcı’dan…
Onur Kale
Ondört Eylül İkibinyirmibeş