Senin İçin Yazılmış Yazı

Ne kaldı ki daha yaşanacak?

Çok şey olmadı mı hayatımızda?

Bize kalan ve bizde olan..

Neler görebiliriz ki daha?

Ve nelerle karşılaşabiliriz ki..

Böyle mi olacaktı her şey?

Taşıdığımız umutlar hemen körelecek miydi?

Peki neydi bu olanlar, bizi düşündüren duygular..

Yılmadan ve usanmadan önümüze çıkan zorluklar. Aştığımız tüm engeller, düşüp de doğrulduğumuz yerler..

Hayat zor bir bulmaca gibi. İç içe geçmiş ve kördüğüm olmuş. Çözümü zor, anlaması güç! Sevmesi, sevip de yaşaması engebeli..

Peki ne olur bundan sonrası? Kalbimizin korkmaması, bedenimizin yılmaması, gözlerimizin endişeyle bakmaması..

Ne sormalıyız kendimize? Neyi sorgulamalıyız? Nelerden anlam çıkarmalıyız?

Yaşadığımız her şey bizim içindi! Neleri yaşayıp gördüysek hepsi hayatımızın eseriydi. Üstünde durmak yerine önümüze bakmalıyız. Önümüze bakarken de dikkatli olmalıyız. Düşmemeliyiz, yeniden canımızı acıtmamalıyız!

Herkes bir şeyler yaşıyor hayatında. Kimisi gülüyor kimisi ise ağlıyor. Dert, herkese uğruyor. Huzur biraz zor bulunuyor. İnsanlar değişiyor, duygular kabarıyor, dünya ise bizi izliyor.

Çalkantılı bu dünyaya ayak uydurmak zor! Gün geçtikçe değişen insanlara ve duygulara yetişmek ayrı bir yol. İçine düştüğün durumdan çıkmak ve kendini sorunsuz bir hayata adamak ayrı bir kulvardan geçiyor.

Bırakalım artık etrafımızda olan bitenleri. Kulağımızda işittiğimiz kelimeleri. Bizi yoran ve bunaltan gürültüleri. Seyri değişen tüm kişileri. Önümüze gelen tüm dertleri. İnsanları, olanları ve bitenleri..

Kimse kimseden harika değildir! Muazzam olan tek şey, Tanrının sana bağışladığı bu dünyadır! Bu dünya ise gelip geçici bir senaryodur. Biz, senaryonun içine dahil olmuş birer oyuncularız. Bize ne sunulduysa onu yaşamak zorundayız. Yaşıyoruz..

Şimdi geriye dönüp baktığımızda, elimizde ne var ne yok etmeliyiz. Kafamızın içine sıkıştırdığımız tüm olayları silip çöpe atmalıyız. Kendimizi rahatlatmalı ve dingin olmak adına çabalamalıyız.

Çok şey yaşadık biliyorum. Unutmak, işin içinden çıkmak ve huzura kavuşmak kolay değil. Hayat zaten başlı başına zor iken, yeniden karşılaşacağımız olaylardan fazlasıyla çekiniyoruz. Haklıyız da..

Peki bundan sonra ne yapmalıyız?

Bir kere ümitsizliğe kapılmamalıyız. Bize zarar veren, bizi üzen tüm insanlardan ve olaylardan uzaklaşmalı ve derhal yeni bir yola koyulmalıyız. Yeni insanlar ve insanların bize sunduklarından ziyade, ruhumuzu ve kalbimizi dinlendirmeli ve biraz olsun hayatın içindeki tüm sebeplerden arınmalıyız. Yalnızlığı tatmalı, yalnızlığımıza sadece bir canlıyı ortak edip paylaşmalıyız. Gerektiğinde her şeyden ve herkesten uzak kalmalı, nadasa girip rahatlamalıyız.

Kendimizi hafif esintilerin olduğu, sakin melodilerin çaldığı, gürültülü insanların olmadığı, kendimizi ve kalbimizi rahatsız eden unsurların taşınmadığı bir dünya kurmalıyız. Dünya içinde dünya kurup, içinde yer almalıyız.Bunların hiç birini yapamadığımız noktalarda dahi, düşünü kurup kendimizi içine adapte etmeliyiz.

Hayatta hiçbir şey zor değildir. Çünkü hayat, bizden büyük değildir! Eğer hayat zor ve büyük olsaydı, yaşadıklarımızın üstesinden hiçbir zaman gelemezdik. Hayata yenilirdik..

Şimdi oturup düşündüğünde, neler yaşadığını düşlemek ve kendini üzmek yerine, bundan sonra neler yaşayabileceğini ve yaşayabileceğin sebeplerin içinde, kendine yaratacağın mutlulukları ve kolaylıkları düşün! İşte o zaman sana her şey daha kolay ve sakin gelecektir.

Unutma! Dün dünde kaldı, yarının ise belirsiz, ömrün ise Tanrının elinde, hayatı kurcalamak ve yaşamak ise sende..

İyi ol ve sonucu her zaman kendin belirle!

Kendini kimseye ve kimsedeki nedenlere teslim etme..

Onur Kale
Onbir Aralık İkibinonsekiz

Bu Yazıları Okudunuz mu?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir