Söyler misin sen kimsin? Ben kimim? Neyin biz sanki.. Bu neyin kini, nefreti ve kibri! Hadi söyle bana, neyiz biz sanki?
Ne sevgi bıraktık kalpte, nede bir heyecan! Aşkı güzel eylemek varken, yerlerde sürükledik. İnsanız ya biz; bir türlü birbirimizi sevemedik. Hep nefret ettik. Sevgiden değil, birden bire yaşadık, hemen tükettik. Zaten böyle olmadı mı aşk? Biz getirmedik mi bu hale?
Cebin çok dolsa ne olur? Her şey senin olsa.. Makamlar ayaklarına gelse. El üstünde tutsalar seni. En güzel kıyafetlerle süsleseler üstünü.. Kimsin ki sen! Bu neyin çabası, neyin gayreti?
Canın yandığında etrafında dost arasın. Canı yanan olduğunda ise kaçarsın. Merhametin dibe vurmuş. Gözlerinde perde. Ağzından hiç çıkmıyor ki, güzel bir cümle..
Söyle bana hadi, sen kimsin? Ben kimim? Kimin dünyasında, kime karşı gelip, istediğini elde etmeye kalkıyorsun! Bu ne had! Bu ne cürret söyle?
Yarın sende öleceksin, bende! Baksana yakınlarımıza, kaldı mı yanı başımızda.. Herkes gidiyor, biz ise bekliyor. Neden yeriz birbirimizi? Nede bileğimizle kazanmamız lazımken, o bilekleri güreştiririz. Birbirimizi hiç sevmeyiz, hadi söyle?
Yarın belki görüşemeyecek iken, neden dünde kalır o hırsın ve kibrin? Birbirimize bir çift güzel cümleye hasretken, neden hala kalbinde taşıyorsun küfrü! Hiç mi sevgin kalmadı bize, hadi söyle..
Ey insan! Gel, kaybetmeyelim birbirimizi. Sımsıkı sarılalım, doya doya bakışalım, birbirimize güzel cümleler kuralım, yarını düşünerek yol alalım..
Allah’ım! Bizi birbirimize eşle, bizi birbirimize eyle..
Kaybolmayalım birbirimizde..
Beş Şubat İkibinondokuz
Onur Kale