Tuhaflaşıyor muyuz?

Bence fazlasıyla tuhaflaşıyoruz. Söylemlerimizle, eylemlerimizle hatta bazen duruşumuzla fazlasıyla tuhaflaşıyoruz. Bazen bir günümüz diğer günümüzle eş değer olmayabiliyor. Bunu normal karşılayabiliriz, gün günü psikolojik olarak tutmayabilir ama bunu bile isteye yapan, hayatın akışına göre seyir gösterip insanlara sirayet ettirenler de var aramızda..

Ne demek yani bu?

Şu demek; hayat zorlaşıyor, maddi ve manevi olarak aşırı derecede sınandığımız bir süreçten geçiyoruz. Bunların yanına, aile, eş, iş, arkadaş gibi ikili ilişkilerde cereyan eden problemlerde eklenince, çok daha fazla öfke ve sabır arasında kendimizi dengede tutmaya çalıştığımız hale bürünüyoruz.

Tuhaflaşmak ise bu problem ve sorunların yanında gizemli kalıyor. Tutarsızlık da işin içine girince insanın kimliği fazlasıyla düşündürücü hale geliyor. Mesela; dün sana bambaşka yaklaşan, davranan, konuşan ve zaman ayıran bir insanın ertesi güne kalmadan birkaç saat sonra bile aşırı derecede değişkenliğini gözlemleye biliyorsun. Bu durum karşısında insan afallıyor, tuhaflığı seziyor, sezmek ile beraber bazen şaşkınlık bazende anlamsızlık ile kendisinde tuhaflaşıyor.

Her sabah güne başlarken ne tuhaf haberlerle karşılıyoruz değil mi? Küçük bir sebepten ötürü cinayet işleyen biri ve anlamsız bir sebepten ötürü öldürülüp toprağa giren insan. Eşini, oturup konuşabilecekleri sebepten ötürü oturup konuşmadan uzlaşmadan öldüren katil. Miras kavgaları, para tamahlığı, yanlış anlamalar ve benzeri birçok sebep. Yani öldürmek ve ölmek bile tuhaflaştı. Ayrılıkları hiç konuşmayalım. Aldatmalar ise hem mide bulandırıcı hemde tuhaf..

Bir gün önce sana selam verip ertesi gün vermeyen komşun. Sana çok iyi davranıp bir kaç zaman sonra bambaşka davranan iş arkadaşın. Seninle her şeyi paylaşıp artık konuşmayan eşin. Bir şeyler gizleyen sevgilin. Değişen ve başkalaşan ailen. Seni şaşırtan ve düşündüren arkadaşların. Bunlar hep tuhaflığın eseri işte..

Yani hep tuhaf, birkaç sene önce inanamadığımız, şok olduğumuz, normal karşılamadığımız haberleri, gelişmeleri ve olanları artık normal ama normalin yanında da tuhaf karşılıyoruz.

Çünkü tuhaflaşıyoruz!

Kötülük yapanda tuhaf, çirkinlik yapanda. İyilik yapıp iyiliği yaparken de tuhafız, güzelliğin içinde de. Konuşurken de, düşünürken de; en kötüsü de davranırken. Karşı taraf hakkında ne düşünür, ne yapar, nasıl tepki verir demeden, umursamadan tuhaflaşıyoruz ve bunu yapıyoruz. Hepimiz yapıyoruz, tuhaflaşıyoruz..

Bütün bunların çıkış noktası kalptir. Kalp düşündürür, düşündürdüğünü de beynine teslim ettirir. İşte bu teslimden sonra tuhaflaşıyoruz. Haliyle insanlar tuhaflaşınca sende tuhaflaşıyorsun. Tepkilerin ve çıkışlarında tuhaflaşıyor!

Peki ya tuhaflaşmaktan sonra kaybetmek?

O kimsenin umurunda değil. Tuhaflaşmasını keşfedememiş ki, seni kaybediyor olmasını keşfedip önemsesin!

Ayrılıklar, aldatmalar, kandırmalar, dolandırmalar ve aklınıza gelebilecek bütün kötülüklerin ardındaki sebeplerin içinde yatan tuhaflıktır aslında. İyilik, güzellik, sadakat ve hoşgörünün içine bile soktuk tuhaflığı. Çünkü biz tuhaflaştık!

İnsan tuhaf bir canlıdır. Bazen acımasız, bazende anlamsız..

Vesselam..

Onur Kale
Yirmidokuz Ocak İkinbinyirmidört / Onbeş Ellialtı

Bu Yazıları Okudunuz mu?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir