Olmazlık…
Olmama ihtimalinin verdiği duygu…
Biraz da umutsuzluk…
Hayatımızda gördüğümüz, tanık olduğumuz ve yaşadığımız tatsız olaylar sonrası bir zaman sonra umudumuzu yitirmeye başlıyoruz. Bazen çokça arzu ettiğimiz bir şeyin bir an önce olması adına çırpınırken, olmama ihtimalini gözetmeyip sonucuna hep olumlu bakarak olurluğunu bekliyoruz. Oysa hayat istediğimiz gibi şekillenmiyorken, taşıdığımız inanç bunu gerektiriyordu…
İnsanın, yaşamı içerisinde olumlu bir şeylerin olması için beklenti hâli yerine çaba göstermesi şarttır. Bu çaba, kendi sınırlarını aşmadan göstermesi gereken direnç ile alakalıdır. Bir şeyin olması, biz insanları var eden yaratıcının hâkimiyeti ile alakalıdır. Böyle bir durumda insanın beklentisi kadar sığınması da şarttır. Lakin güç, kuvvet ve kudret, insanı var edene ait bir durumdur.
Yaşamlarımıza dair olmasını istediğimiz her şeyin olabilmesi için çaba kadar kendimize olan inancımızı da sorgulamalıyız. Bir şeyi gerçekten çok istiyor muyuz? O anki duygularımız ile mi alakalı istiyoruz? Bir heyecan ya da tutkudan ötürü mü diliyoruz? Bunlar da insanın yaratılış varlığından kaynaklı, heves ile gerçek arasında sıkışıp kalabilen, insanı aklı ve kalbi ile yönlendiren duygular ile de alakalıdır…
Olmaz diye bir şey yoktur! Olmamasında da mutlak bir hayır ve gerçek vardır. Bir insanın bir şeyi çokça istiyor olması da aslında kendine olan güvensizliği ile alakalıdır. Çünkü olmasını istediğimiz şeylerin olması durumunda, bir zaman sonraki hâlimiz ve duygumuzun durumu ”Keşke olmasaydı” duygusuna kapılmamamıza da sebebiyet vermektedir. Lakin insan yaşayan ve bir şeyleri başkasına da yaşatandır. Haliyle olur ile olmazı kendi hayatımıza özgü kestirebilmemiz de mühimdir…
Olmazlar da olur! Ancak senin için ne kadar iyi olur? Bunları tartabilip düşünebildiğimiz an aslında olmaz ile olurun hayatımızdaki yerini de bilmiş oluruz…
Bir şeyi çok istemek de yanlıştır. Hayatımıza iyi gelebileceğine inandığımız bir şeyin tam aksine kötüye ve olumsuzluğa sebebiyet verebileceği ihtimalini hiç düşünmeden, daimî istediğimiz bir şeyi istemek de hayal kırıklığına sebebiyet verebilir.
Bir balık düşünün; daima suyun içerisinde bir hayat geçirmesi gereken, amacı yaşama tutunmaktan ve kendisine iyi gelebilecek yemler ile hâlini ayakta tutmaktan ibaret olan bir canlı. Su; başka hiçbir oluru olmayan bir yaşam. Ne garip değil mi? İsteyebileceği duygusu ve algısı olsa dahi suya hapsolmuş bir hayat. Sadece kendine belirleyebildiği güzergâhlar dışında bir gayesi, heyecanı ya da olur olmaz isteği yok…
İnsanız ve ne çok şey istiyoruz değil mi?
Hayatımızın güzel olması adına, güzelliğe güzellik katması adına, her daim mutlu olmak adına sürekli istediğimizi istiyoruz. Bir şeyden çokça bunaldıysak, daralıp bir an önce kurtulmak istiyorsak da istiyoruz. İnsanız ya, sanki her şey kendi istediğimiz gibi olsun diye istedikçe istiyoruz. Ancak hayat öyle değil işte; gerçek ve net…
Sen kalbin ile iste elbet olur, sahibinden gelen seni bulur…
Yeter ki kaybetme inancını ve dirayetini; olacak olan olur…
Unutma; her şey senin ve yaşamın için…
Vesselam…
Onur Kale
Yirmiyedi Temmuz İkibinyirmialtı / Yirmibir Onbir