Kime inansan hayal kırıklığı yaşıyorsun değil mi?
Peki sen, kendini hiç eleştirdin mi?
‘Neden böyle oluyor?’ diye kendine sorular sorarken ne kadar samimisin?
Sahi, hep sen mi haklısın?
Ön yargıların mevcut insanlara karşı değil mi? Bir şey anlatmaktan ve bir şey paylaşmaktan haliyle çekiniyorsun. Peki hiç sordun mu kendine, acaba onlarda bana böyle yaklaşıyor mu diye?
Her şeyden ve herkesten şikayetçi olman ne kadar doğru? Buluttan nem kapmak gibi halde olmak, sana ne kadar yararlı? Peki sen hiç düşündün mü ben neden bu haldeyim diye..
Hayat çekilmez, aşk sevimsiz, insanlar duygusuz diyorsun değil mi? Yorgunsun, bitkinsin ve artık haz almıyorsun bir şeylerden. Peki sen ne verdin, ne kattın insanlara, hayata ve aşka da böyle düşünüyorsun? Hiç sordun mu kalbine! Belkide haklısındır kendi nezdinde bilinmez, ama gerçekler var ki o da değişmez..
Belli başlı yaşadıklarının üstünde durmak ne kadar mantıklı ki? Geleceğine dair şüphe duyduklarının endişesi elbette yerinde ama hayata ve yaşamına dair değişmeyin kuralları değiştirme mücadelesi sence zor değil mi? Hayat elbette hiçbirimizi layık olduğumuz yerlere getirmiyor. Aşkta, sevgide ve şefkatte bulunduğumuz yerler tabi ki iyi veya kötü yerde ama kim ne kadar mutlu ki elde ettiklerinden! Bir de onları düşünsene..
Birbirlerimizin hayatlarını kıyaslamak çok mantıksız ama etrafımızdaki insanların mücadelesini ne zaman gözlemlesek belkide o zaman ders alırız kendimizden.
Yinede hayata, yaşamına, aşkına, sevgine, şefkatine ve vicdanına merhametli ol! Onu sev, incitme, bunaltma ve hayatı fazlasıyla ciddiye alma! Her şeye kanma, inanma ve yorulma! Olan biteni kurcalama, kafanı karıştırma, kalbini bulandırma, insanları takma, tabi ki her söylenilene ve yapılana inanma ama yinede sev!
Yaklaş, dokun, hisset ve inanmaya inan, inanmamaya da inan! Tereddütte tabi ki kalma ama aklınla kalbini bir arada kullan..
Sessiz ol! Hayatında ve yaşamında her bir şeyi mesafeli ve iradeli karşıla. Çünkü yaşadıklarının hepsi birer masal.
Buna inan..
Onur Kale
Onüç Şubat İkibinonsekiz