Yarın ve Yanın Güneşli!

Üzüntüsü cümlelerinden okunuyordu. Yaşadıkları etrafını o kadar örselemiş ki.. Sanki balık ağında tutulmuş gibiydi.. Çırpınıyor ve bir an önce nefes almak adına o ağdan kurtulmak istiyordu. Ne yapacağını bilmez halde, sığınacak yeni bir adres arıyordu..

Büyük umutlar ve heyecanlarla başlayan hikayesi, duygusunu tüketmiş, heyecanını yitirmiş ve bir an önce kurtulmak pahasına sonlanıyordu. Kim bilirdi ki böyle olacağını. Geçer miydi aklından ve kalbinden böylesine bir düş, böylesine bir karar!

‘Yeter!’ diyordu artık. Takati kalmamış, avaz avaz bağıracak gibiydi. Sabrediyordu adeta. Ve en acısı da canı ve kalbi acıyordu..

Neydi bu olanlar. Neden oldu, nasıl oldu..

Oysa o masum güzelliğinin, saf halinin ve kırmızı dudaklarının ahenginde adeta büyülenmiş varlığı incinebilir miydi? İncite bilinir miydi..

Asıl hikayesi şimdi başlıyor! Hayat, yaşam ve insanlar..

Öylesine zor bir hikaye ki bu..

Bir dirsek, bir el, bir temas ve belkide bir dokunuş, tüm dertlerinden onu arındıracak, güç ve kuvvet sağlayacak, en mühimi de yalnız kalmayacağını anlatacak.. Birisi, bir diğer yarımı, yanı..

Kimdir o..

Merhaba sana, yeni hayatındaki önü açık ve güneşli yarınlara..

*Devamı zamanında..

Üç Temmuz İkibinondokuz
saat / yirmibir kırkdokuz

Onur Kale

Bu yazılarını okudunuz mu?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir