Merhaba İkibinonsekizdeki Hikayelerim

Her şey yine karmaşıktı. Birazda yoğun duygularla dolu zamanlar diyebilirim. Aslına bakarsan çok şey beklemedim geçen zamanlardan ve yıllarımdan. Belki olacakları ön görebiliyordum, belkide aynı şeylerin başıma geleceğini kestirebilmenin cürreti..

Hayatımda ilk kez bir kadının kalbinin peşinden koşuşuna şahit oldum kendimde. Hiç yapmayacağım yada yapamayacağım bir şeyi yapmanın heyecanını yaşadım doyasıya. Ve en önemlisi, ona kavuşmakla birlikte, onu yaşayacak olmanın mutluluğu, sanki dünyayı avucumda tutuyormuşcasına cesaret veriyordu kalbime. Çünkü çok uzun zamandır onu gözlüyor, düşlüyor ve düşünüyordum. Ve yaşanması gereken tüm duyguları yaşamıştı bu zamanda. En azından birbirimizi yaşamak adına ve belkide sonsuzluğa gidecek kadar emin adımlarla yürüsek de yarım kalmıştı hikayemiz. Bitirmiştik, tüketmiştik tüm duygularımızı..

O süre zarfında yeni insanlar, yeni duygular ve yeni kalplere rastlamıştım. Ama nedenini bilemediğim bir şekilde yeni kalpler kısmında pek heyecanlarım yoktu. Belkide düşlediğim ve yaşadığım o insanla duygularımızı çabucak tüketmeminizin hala etkisindeydim. Bu sebeptendir, başkalarının kalplerini cezalandırmamak adına mesafeli ve bir o kadar da uzak duruyordum. Hayatımdaki insanların varoluşuyla mutlu olurken, başkalarının hayat sorunlarını dinlerken, kendi sorunlarımla karşılaştırmak yerine tek başıma yine mücadele etmeyi tercih etmiştim.

Mayıs ayının güzelliğine şahit olmak adına Ankara’da bir kasabaya sığındım. İki muhteşem günümüzü birbirimize ayırdık. Şehirden ve insanlardan uzaktık. Tarihe ve mutluluğa, en önemlisi de köyün vermiş olduğu havayla huzura şahit olmuştuk. O’da yanımdaydı ve o muhteşem atmosferde geleceğimizi filizlemiştik. Ama çabucak tükeneceğini hiç birbirimiz beklemiyorduk. O kasaba ziyaretimiz her şeye gebeydi..

Kendimi yine tatile adamıştım. Bodrum’a gitmem ve kendime gelmem gerekti. Son 3 yıldır tek başıma tatil yapışım bana huzur veriyordu. Otel odasında düşler kuruşum, denize tenimi değdirirken güneş ile cilveleşmem, yeni yeni hiç tanımadığım hayatlar tanımam, gece yarıları yoğun kalabalıklara kendimi adamam, bunlar bana iyi gelecekti ve geldi de.. Ali İhsan abinin hayatımda, özellikle Bodrum kısmında oluşu yılımın bir ayından ziyade, ömrümün tamamına mutluluk adıyordu sanki. Ve bu yılda karşılaşmış uzun uzun hayatın dedikodusunu yapmıştık Bodrum’da.. Büşra’nın mimarlık anıları, Danimarkalı ve İsveçli güzellerin varlığı, yan odam da sevişmeleriyle kulağımı tırmalayan acemi çiftlerin var oluşu, gece kulüplerinde dünyadan bir haber olan insanların halleri, sahilde en güzel aşk şarkılarıma eşlik eden misafirler falan derken dolu dolu, uzun uzun ve doya doya geçirdiğim müstakbel harika Bodrum tatilim..

Bodrum’dan sonra ömrümün en kıymetlisi İstanbul’a, çocukluğuma, yaşadıklarıma ve geçmişime gitmiştim. Kısa süreli bir misafirlik olsa da benim için, tüm duygu ve yaşananları tek canlandırmıştım kendimden. Salacak’da çay yudumlayıp kız kulesinin arasında dans eden vapurları izleyip, denizin dalgalarının kulağıma okşaması hayata karşı bütün yorgunluklarımı ve kırgınlıklarımı kısa süre de olsa almaya sebep olmuştu. En güzel ve en özel arkadaşlarıma uğrayıp, kısa soluklu beraberlikler yaşamamız kıymetli Bodrum tatilimden ve zorlu Ankara günlerimden sonra çok iyi gelmişti. Çok özlemiştim İstanbul’umu..

Ankara’ya döndüğümde hayatım sanki kaldığım yerden devam ediyordu. İş ve müzik hayatım kendi halimle devam ediyor, çeşitli sorunlar yaşasam da her zaman olduğu gibi üstesinden gelebiliyordum. Bir ara her şeyi bırakıp, çekip gitme düşüncesine kapıldım. Hayatımda var olan her şeyi yenilemek pahasına bir çabaya giriştim. Ancak hayat yine dur dedi! Çünkü şuan elimdekileri yitirirsem, yenilerine çabucak ulaşamama durumumun olduğu kanısına vardım. Almış olduğum kıymetli kararlarımı bir süre ertelemek zorunda kaldım. Hatta Ankara’yı terk etme konusun da bile duygu ve düşüncelerim rötarlı hareket ediyor..

Annem ameliyat olacaktı. Üzüntüm fazlasıyla hayatımı örseliyordu. Yağmurlu bir Ankara sabahında onu ameliyat odasına doktorlara teslim ederken, elimi tutup bana nemli gözlerle bakışını ömrü hayatım boyunca unutmayacaktım. Aile fertlerinin sızısından ziyade, Annemin kendi hayatındaki cesaretinin sebebinin ben oluşu, hayata karşı yıkılmamam konusunda beni adeta silkelemişti. Şimdi çok iyi ve her şey yolunda..

Hayat koşuşturmacası, rutine bağlamış hayatlar, onlarca sorunlar ve binlerce insanlar arasında yalnız bir adam.. O adam benim, gayette kendimdeyim!

Kendi halimde ve dünyamda ilerlemekteyim. Geçmiş zamanda da, mevcut şu zamanda da ve öneme sunulup, Tanrının bana müsaade edeceği süre zarfında, hayatın bana adadıkları ile yaşamaya ve bazen de yalnız başıma mücadele etmeye devam edeceğim. Hayatımda olanlar ve kalanlarla yaşamayı bilerek, kendimi mutlu addedip, dünümü dünde bırakıp yarınlarıma ve zamanlarıma bakarak yaşamaya devam ediyorum..

Bir yılımın özetidir bu cümlelerim. Şimdilik hoşçakalın ikibinonyedinin içinde biriktirdiklerim.

Merhaba ikibinonsekizin içine sığdıracağım hikayelerim..

Yirmisekiz Aralık İkibinonyedi
Onur Kale

Bu yazılarını okudunuz mu?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir