Bugünüm

Bugünümün günlüğü..

Gökyüzündeki kara bulutlar insanların gölgesi adeta, her yer kararmış ve siyah ağırlığı koymuş..

E herkesin kendince boğuştuğu, yarıştığı ve uğraştığı meseleler var elbet! Kimse kimsenin derdini ve kederini bilememek ve yaşayamamak ile beraber, kendi sorunlarıyla baş etmekten başkasını düşünemiyor.

Bugün Ankara’da hava bulutluydu. Yağmur bulutları ile güneş arasında sanki bir yarış, bir kavga var gibiydi. İnsanların yüzü düşük, moralsiz ve keyifsizdi. Herkes birbiriyle kavga edecek gibiydi. Şaşırdım, olduğum yerden uzaklaştım.

Zaten kendimi fazlasıyla bulunduğum yere ve bilhassa Ankara’ya ait hissetmiyordum artık. Sıkılmış, bunalmış ve artık yarım kalmış planlarımı, hayallerimi ve düşlerimi gerçekleştirmek adına, 10 dakika hasta ziyaretine giden misafir gibiydim. Öyle hissediyorum hatta yaşıyorum artık..

Yeniden işimi kurma, eski hayatıma dönme ve her şeyi yeniden aynı heyecan ve duyguyla yaşama girdabındayım. Dönemeçlerden geçip artık yolumu bulmuştum. Heyecanım tamamen bencilce. Çünkü kimseden medet umma halimi çoktan geçmiştim. Yine her şeye benliğimle başlıyorum..

Yarın, hayatıma sığdırdığım yazılarım, cümlelerim, sözlerim, kelimelerim ve melodilerime dair, 10 dakika hasta ziyaretine gelmiş misafir gibi hissettiğim şehir halkına kendimi anlatacağım. Frekanslardan, sinyallerden, kimisinin arabasında, kimisinin evinde yada herhangi bir yerlerde beni dinleyecek ve bana kulak verecek. Neyi anlatabilirim ki aslında. Kalemi elime aldığımda kalbimden çıkan tüm duyguların sözlü halini bu şehir kaldırabilir mi? Beni ne kadar anlayabilir? Tek umudum, kendim gibi olan, kalbime dokunan insanların kalbine dokunmaktır niyetim. Bugün de, yarın da, evvel de..

Üç sabah önce, uzun zaman sonra rüyamı uğrayan ve süsleyen kadın.. Aynı gün içinde sokağından geçtiğim, anılarımı uykudan uyandırdığım, akşamında ise karşılaştığım kadın.. Tanrı’nın bir mesajı mıydı bu? Yıllardır nemli gözlerimde saklı kadın..

Bugünde bitti, yarın ne olacağını bilmeden..

Bir ertesi günde, yaşamaya devam ettiğim saatte, tekrar görüşmek üzere..

Yirmidokuz Haziran İkibinondokuz
saat / yirmi on

Onur Kale

Bu yazılarını okudunuz mu?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir