Ankara Mektupları

Sonbaharın kendini gösterdiği, havayı karalığın örselemesi ile acılarımın bedenimde canlandığı, ıslak Ankara sokaklarında hüzne daldığım bir günün gölgesinde kalışımın sancısını çekiyorum.

Merhaba yarım kalmış yüreğim..

Babamsız günlerim çok ağır geçiyor. Annem de alabildiğince hüzün var. Ben canlı ceset gibiyim. Dokunsalar kalbime sanki ağlayacak gibi..

O kadar gözyaşı birikmiş ki yüreğimde, Ankara’nın ıslak sokakları ile cilveleşiyor gözlerim..

Bir adam var ki her cümlesi hayatımı şekillendiriyor. Keşke acılarımı da öldürse diye içten içe sitem ediyorum hayata. Öylesine yüreği var ki..

Cümlelerini ayıklıyor, hayatıma adıyorum. Sanki yeniden doğarmışım sevincini yaşıyorum. Dilerim o da çok zamansız gitmez Babam gibi.. Dilerim, gitmesin, kalsın..

Yokuştan aşağı Ankarayı izlerken, bir damla gözyaşı alır yüzümü. Sigaramı içime çektiğimde yirmi yedi yılıma inat ciğerlerimi acıtıyorum. Ne dertler kervanından geçti bu yüreğim, anlayabilir mi sanki Ankara..

Konuşabilir mi benimle? Kalbimi okşayıp ‘üzülme..’ diyebilir mi?

Çok mu şey istedim bu hayattan? Sadece iyimser bir yaşama sahip olmak istemiştim belkide doğduğum gün..

Ne çare, kederli yaşamım şekillendiği gün canım acımış..

Öptüğüm ilk kadının sıcaklığında kalmışım. Dokunduğum tenin kokusunda kalmış yüreğim. Geçtiğim aşklarda kalbim acımış, her dokunan iteleyip atmış kalbimi bir kenara. Ne cinayetler yaşanmış kalbimde bilseler..

Ah Ankara..

İçinde yaşadım en kederli hikayelerimi. Gözyaşlarım sokaklarına döküldü. Yağmurla birleşti her bir damlam. Yılmadım ki hiç bir zaman yaşamaktan..

Sonbaharım bile soğuk
Benim hiç ilkbaharım olmadı ki..

İyi geceler Ankara
İyi uykular canlı cesetim..

Onbir Ekim İkibinoniki
Onur Kale

Bu yazılarını okudunuz mu?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir